Teoman'ın hangi şarkısını dinlerseniz dinleyin içindeki o duygu size de geçer.hepsinin farklı birer hikayesi var elbet.Hiç bir şarkı öylesine yazılmaz.Teoman'ın '17' şarkısına gelirsek sözlerine şöyle bir baktığınızda ne kadar anlamlı ve duygu dolu olduğunu anlarsınız.Peki ne anlatıyor bu şarkı?Kime yazılmış hiç merak ettiniz mi.Hadi sizinle önce bu şarkının sözlerine sonra da hikayesine bir göz atalım...
17
Boşver beni
Mühim değilimBu onun hikayesi
Çok beyazdı, kir tutardı
Ömrü kelebek kadardı
Mektupları şişedeyken
Bir de bakmış deniz yokmuş
Tek başına dans ederken
Mutsuzluktan sarhoşmuş
Daha 17ymiş
Oyundan kalkmak isterken
Kağıtlar dağıtılmış
Bu hava boşluğunda
Artık her şey satılıkmış
Trafikte akmayan
Hep onun şeridiyken
Söylediği son şarkı
Elveda ZalimDünyaymış
Daha 17ymiş...
Teoman bu şarkıyı 'iki çocuk' şarkısı gibi Erdal Eren'e yazmıştır.Teoman'ın akrabası olan Erdal Eren, 1980 yılında 17 yaşında idam edilmişti.Suçu bir askeri inzibatı vurarak öldürmesi olarak gösteriliyordu. Yalnız bu inzibatın otopsisinde yakın ateş sonucu öldüğü, Erdal’ın ise oldukça uzakta olduğunu mahkeme görmezden geliyordu. Kağıtlara Erdal Eren’in adı yazılmıştı bir kere. Kelebek kadar ömrü olmuştu Eren’in, yazdığı mektup bir hiçliğe teslim edilmiş, ailesine ulaşıp ulaşmayacağına emin bile değildi. Eren’in söylediği şarkı belki de “Elveda Zalim Dünya”ydı.
27 Ocak 2014 Pazartesi
30 Ekim 2013 Çarşamba
TEOMAN - HAZİRAN
Teoman'ın yeni şarkısı Haziran, Teoman hayranlarıyla buluştu..Teoman müziğe döndükten sonra çıkan ilk şarkısı olan Haziran hayranları tarafından büyük beğeniyle karşılandı.Ben de bu şarkıya bayıldım.Kesinlikle Teoman ın en iyi şarkılarından biri.Mutlaka dinleyin :* şarkı sözleri aşağıda ...
-------------------------------------
Bu yıl da sensiz gelmiş Haziran
Bana hoşçakal dediğin gün gibi
Sensiz geçmişti ellerim bomboş
Kalbimse senleydi
Fazla sessizdin anlamalıydım
Sıcakta kupkuruydu dudakların
Gözlerime bakmadan konuştuğunda
Kalbimse senleydi
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir damla gözyaşımla
Bitmiş Haziran
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir aşkın sonunda
Bitmiş Haziran
Mevsimler gelmiş,mevsimler geçmiş
Bir yaprak düşmüş, sanki tesadüfen
Hiç görmediğim onca zamanda
Kalbimse senleydi
Çok şey değişti burada sen yokken
Kördüğümoldu eski duygular
Başkalarına sarıldığımda
Kalbimse senleydi
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir damla gözyaşımla
Bitmiş Haziran
...
22 Mayıs 2013 Çarşamba
TEOMAN-İSTANBUL'DA SONBAHAR
Teoman-İstanbul'da Sonbahar
Mevsim rüzgarları ne zaman eserse
O zaman hatırlarım
Çocukluk rüyalarım,
Şeytan uçurtmalarım
Öper beni annem yanaklarımdan
Güzel bir rüyada
Sanki tüm sevdiklerim
Hayattalarken hala
Akşama doğru azalırsa yağmur
Kız kulesi ve adalar
Ah burda olsan çok güzel hala
İstanbul'da sonbahar
Her zaman kolay değil sevmeden sevişmek
Tanımak bir vücudu
Yavaşça öğrenmek
Alışmak ve kaybetmek
İstanbul bugün yorgun
Üzgün ve yaşlanmış
Biraz kilo almış
Ağlamış yine, rimelleri akıyor
Akşama doğru azalırsa yağmur
Kız kulesi ve adalar
Ah burda olsan çok güzel hala
İstanbul'da sonbahar
...
TEOMAN - AŞK KIRINTILARI
TEOMAN- AŞK KIRINTILARI
Teoman Aşk Kırıntıları
Yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana
Al içine tekrar derinine sakla, kat kasırgana
Yalan söyleme bak gözlerime, birmiş olamaz
Yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
Aşk kırıntısıyla doymaktansa
Tek başıma aç kalırım bu hayatta
Paylaşacak bir şey artık yoksa
Bir erkekle bir kadın arasında
Yürürüm ipte ağım yokken hemde, kopkoyu içim
İnan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için
Neyim var ki sanki senden başka hadi son bir kez
Yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
Aşk kırıntısıyla doymaktansa
Tek başıma aç kalırım bu hayatta
Paylaşacak bir şey artık yoksa
Bir erkekle bir kadın arasında
...
20 Mayıs 2013 Pazartesi
TEOMAN'DAN GÖNÜLÇELEN İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR
TEOMAN'DAN GÖNÜLÇELEN İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR
büyümem beklenmeden afiyetle yenmişim…
hem kırıcı, hem kırılgan, hem mahcup, hem pervasız, hem zarif, hem serseri ruhlu bir çocuk… hem tenha bir kalabalıklık, hem tıklım tıklım yalnızlık. tüm bunların toplamı mağrur bir adam teoman. hayalleri, yarattığı kahramanları, içindeki boşlukları, çelişkileri, mutlulukları ve mutsuzluklarıyla şarkılarının gerçek öznesi: yakupoğlu teoman.
-geçtiğimiz yıllarda çıkardığın gönülçelen albümü için sallinger’in gönülçelen adlı romanından esinlendiğini biliyoruz. ne etkiledi seni gönülçelen’de?
gönülçelen benim en sevdiğim kitap sayılabilir. bir sürü sevdiğim kitap var aslında. yok, yalan söylemeyeyim, bir sürü kitap da sevmem aslında. edebiyatsever gibi görünürüm, müziksever gibi görünürüm ama çok az şeyi, çok fazla severim. gönülçelen’deki holden caulfield karakteri ilk gençlik yıllarımdaki “ben”i çok iyi anlatıyordu. o yabancı kalma duygusunu taşıyan, sudan çıkmış balık gibi hiçbir şeye uyum sağlayamayan, aynı zamanda sevdiği insanlarla tanışmak isteyen holden’la bir anlamda bütünleştim. yıllarca bu kitabı sürekli okudum. kardeşinin ölümüyle ilgili çok da zarif anlattığı bir bölüm vardır gönülçelen’de; o sahne beni hala çok etkiler. özellikle o ölümün yarattığı çöküntüyle camları kırma sahnesi çok dokunaklıydı. holden’in bu eylemi beni ağlatmıştır. benim gibi bu kitabı, bu karakteri seven birçok insan var. hatta gönülçelen klüpleri var yurt dışında. yanılmıyorsam mel gibson da komplo teorisi adlı filmde bir gönülçelen fanatiği olarak geçiyordu.
-adnan benk’in çevirisinden mi okudunuz gönülçelen’i?
evet, ilk kez adnan benk çevirisinden okudum bu kitabı. sonradan çavdar tarlasında çocuklar olarak çıktı ve daha iyi bir çeviriydi belki ama ben ilk çeviriye sadık kaldım hep. adnan benk fransızcadan çevirmiş ama benim için orijinal olması çok önemli değildi işin özü. dolayısıyla bu kitap hep başucu kitabım oldu. nereye gidersem gideyim, yanımda taşırım. hem türkçesini, hem de ingilizcesini. hatta yurtdışı seyahatlerimde de mutlaka yeni baskı bir gönülçelen alırım. bu kitabın birinci baskısını bulmuştum, on beş bin dolardı, işin açıkçası alıp almama konusunda bayağı tereddüt yaşadım. ama paraya kıyamadım.
-kitapta çok absürd şeyler var. dikkat etmediğimiz ufak ayrıntıların saçmalığı ya da gerçekliği gibi…
evet, gündelik hayatta olan o absürd şeylerin o kadar büyük gerçekliği var ki aslında… mesela holden’ın, central park donduğunda kuğuların nereye gittiğini düşünmesi gibi. bu tip ayrıntılar benim de çok düşündüğüm şeylerdir. o herifi sanki kendime benzetmiştim.
-ama holden’de biraz nevrotik bir kişilik de var.
ben de çocukluğumda tamamen deli sayılabilecek bir kişiliktim. sonradan, iyileşe iyileşe büyüdüm.
-bu aslında biraz ergenlik bunalımı sayılabilir. kitaptaki holden karakterinin de ergenliğe geçiş dönemi sancılı bir şekilde anlatılıyor. senin için de sanırım zor bir dönemdi. babanı çok erken yaşta kaybetmenin travması, ergenliğe geçişte kendine seçeceğin baba modeli olmaması gibi. bu sorunu nasıl halledebildin?
babam öldüğünde iki buçuk yaşındaydım ama babamla ilgili iki sahne hatırlıyorum. biri hasta yatağında öksürüyordu, diğeri de ne olduğunu hatırlamadığım bir şeyden korkmuştum, beni kucağına alıp sevmişti. sonra da öldü. aslında babamın öldüğünü yedi sekiz yaşında kavradım. anneme sorduğumda “baban cennette” diyordu. eniştem isviçre’de çalışıyordu, ben cenneti onun gibi bir yer zannediyordum. o nedenle de herkese “benim babam cennette” diye anlatıyordum, etraftan beni gülümsemeyle karşıladıklarını hatırlıyorum. bu da bir beklentiye, babamın cennetten ne zaman döneceğine dair sürekli bir şekilde anneme soru sormama neden oluyordu.
-annen bu konuda bir açıklama yapmıyor muydu?
o konuyu hiç konuşmuyorduk ki. o hep çok üzgündü. sürekli diazem’lerle yaşıyordu. fiziksel olarak da çöküntü yaşamıştı. fizyoterapiye giderdi. bazen ben de onunla giderdim. böyle geçti çocukluğum. elbette baba modelini arıyordum. bunu kendimce çözdüm.
-nasıl bir çözümdü bu?
bana babamdan birkaç şey kaldı. kitaplar kaldı aslında. bilgi yayınları’ndan birkaç senaryo kitabı, gothe’nin faust’u ve meydan larousse aboneliği. benim için almış onları, sonradan biz devam ettik, o ansiklopedileri aldık. bizim evdeki en önemli şeydi meydan larousse. küçükken onları okurdum hep. ilkokulda, okumayı söktükten sonra anlamaya anlamaya da olsa ingmar bergman’ın yedinci mühür adlı senaryosunu okumaya çalışırdım. bunu sadece babamı tanımak adına yapıyordum. onun okuduğu kitapları anlamaya çalışıp yakınlaşmak çabasıydı bu. onunla ilgili konuşmayı çok sevmem, üzer beni ama babamla aynı yaşlarda olan, amca dediğim bir kuzenim vardı. ona gittiğimde babamla ilgili şeyler anlatırdı. bu çok hoşuma giderdi. edebiyata olan ilgim oradan kalma. aslında figür olarak babamı aldım ben. babam şiir yazan, edebiyata meraklı biriymiş. haydarpaşa lisesi’nde okurken, amca dediğim kuzenimle buluşurlarmış. “bugün ne yapalım, yahya kemal beyatlı hastanedeymiş, hadi onu ziyarete gidelim” anlayışında olan biri. ondan çok az fotoğraf var elimde. mesela sivas’a gitmiş, âşık veysel’le resim çektirmiş. zaten otuz üç yaşında ölmüş, bilmem kaç sene evvel o tip güzel kitapları, şu anda da benim okuduğum kitapları aldıysa özel biridir diye kendime uygun bir baba figürü yaratmıştım.
-belki de bir insanı kullandığı eşyalar, okuduğu kitaplarla en iyi şekilde tanıyabiliriz.
belki de. benim yaptığım da buydu. sadece kitaplar vardı elimde. çünkü evde sürekli bir ağlaşma durumu söz konusu olduğu için, çaresiz o ağlamaya sen de katılıyorsun. çoğu zaman da kaçardım diğer odaya. gothe’nin faust’undan, diğer kitaplardan yararlanmaya çalışıyordum. en çok bergman’ın senaryosundan etkilenmiştim. çocukken okuduğumda ne anlamıştım bilmiyorum ama çok etkilenmiştim. şimdi ciddi bir koleksiyonum var bergman’a dair. ama seyretmek istemiyorum. (çocukken yedinci mühür’ü trt’de izlemiştim, o zaman da çok etkilenmiştim) belki de küçükken aldığım o zevki bulamamaktan korkuyorum. öyle bir şey gelişti babamla ilgili.
-etrafında başka bir erkek figürü yok muydu?
hayır yoktu. kendi isteğimle, her yere saldırıyordum. kuran kursuna da gittim. oradan hz. muhammed’i de tanımaya çalışıp kendime bazı özelliklerini almaya çalıştım. hemen ardından çizgi romanlara merak sardım. onlardan da bir takım figürler alırdım. langelot serisi vardı; fransız gizli servisinde çalışan bir karakter. ardından james bond… erkek figürü yaratırken hep bunlardan beslendim. sonra elvis presley’i beğendim. oradan rock’n roll’e gittim. ama gerçek anlamda etkilendiğim hiçbir figür olmadı. hepsi kendi hayalimde yarattığım şeylerdi. bu da sonradan kafamı çok karıştırdı. bütün çelişkilerimin başlangıcı bu dönemdir aslında.
-nasıl çelişkilerdi bunlar?
çok utangaçtım. beğendiğim kahramanlar hem utangaç değildi, hem de çok cesurlardı. buradan yola çıkıp kendimi de sorgulardım. utangaç mıyım, yoksa ödlek mi? ödlek olmak istemiyordum. londra asfaltına çıkardım, izin yoktu benim oralara gitmeme ama sokağa oynamaya çıktığımda giderdim oralara. vızır vızır arabaların geçtiği caddenin ortasına atlar, gözlerimi kapatıp hiç bakmadan karşıya geçerdim. karşıya geçtiğimde ödlek olmadığımı, sadece insanlardan korktuğumu anlardım. bu sayede, sadece utangaç olduğumu anladım.
-seni televizyonda katıldığın sohbet programlarında izlediğimde hep gördüğüm bir şey bu. bilmenin getirdiği bir mahcubiyet, belki kibarlık diyelim… şarkı sözlerinde son derece cesur ve rahat olmanın altında yatan şey hayattaki utangaçlığın olabilir mi?
kız arkadaşım da buna benzer bir yorum yapmıştı. gerçek hayatta bunları söylemediğin için yazıyorsun diye. şarkılar benim için ödlekçe bir kaçış yolu da oldu. normalde kimseye o sözleri söyleyemezdim. âşık olduğumu bile söylemezdim. hala da bir kıza karşı çok şey hissederken, erkek arkadaşlarıma onu çok sevdiğimi söyleyemiyorum. kırk yaşındayım ve bu ödlek tavrı yeni attım üzerimden. ancak bir yanım utangaçken, bazen de bazı konularda hiç utanmam. kendimi öyle yetiştirmemişim. veya sevdiğim karakterler öyle olmadığı için. tabii ki bir özüm var benim ama üzerine koyduğum hayali kahramanlarla kendimi oluşturduğum için, kendi çelişkilerimi de oralardan buluyorum.
-gönülçelen albümünde, yanılmıyorsam zamparanın ölümü adlı şarkında “büyümeyen adam sendromu”ndan söz ediyorsun. ve “çizginin üzerinden geçemeyen adamlar”ı işaret ediyorsun. çocuklukta oynadığımız oyunlarda çizginin dışına çıktığımızda oyundan çıkarılırdık. büyüyünce, o çizginin dışına çıktığında, sana bunun geri dönüşümü bu kadar basit olmuyor. senin nerede başlıyor sınırların?
benim hayatımdaki kafa karışıklığımın sebepleri içimdeki özgür ruhla, yetiştirilme tarzımdaki baskının çarpışmasıyla gerçekleşti. bir taraftan o hayal kahramanlarına benzemek isteyen serseri ruhlu bir çocuk, diğer tarafta evde sevgisini de veren ama otoriter bir annenin baskısıyla büyüyen bir çocuk vardı. dolayısıyla bu durum sende bir kasılmaya neden oluyor. rahat olamıyorsun. bu tuhaf ikilem elbette dışarıya başka türlü yansıyor. utangaç ama biraz da kasıntı bir tip olarak görünüyordum. özellikle evde öyle olmak zorundaydım. çünkü diplomat olacaktım. bana öyle söyleniliyordu. biz orta sınıf bir aileydik. ama evde robdeşambırla dolaşıyordum. üstelik bütün çocukların evde böyle dolaştığını sanırdım. cam kenarına oturup ata binmiş çingene çocuklarını seyrederdim. hayranlık duyardım onların yaşamına. hiçbir şeyden utanmayan, üstelik serseri ruhlu insanlar diye özenirdim. (ben de cam kenarında oturan, yorulmasına asla izin verilmeyen bir çocuktum. çok zayıftım, on dokuz kilodan asla yirmi kiloya çıkamayan bir çocuk. iştahsızdım. yemek yememek için dolaplara gizlenirdim.) özendiğim insanlar, hiç bana benzemeyen ama olmak istediğim karakterlerdi. mesela; mister no. onun kadar rahat, dünyayla barışık biri olmak istiyordum. hiçbir şeyi iplemeyen, kadınlarla ilişkisi güzel olan bir adama özeniyorum. oysa ben kız gördün mü utanan bir adamdım. evde bacaklarımı açıp oturamazdım. ileride çok iyi yerlere gelecek, kont gibi olacak biri öyle oturamazdı. küfür etmek, argo konuşmak yasaktı. gizlice sokağa çıktığımda, diğer çocuklar gibi davranmaya çalışıp küfrederdim. dolayısıyla kendimi nerede konumlandıracağımı bilemiyordum.
-büyümekle ilgili meseleye tekrar dönmek istiyorum. ergenlik döneminde büyümekle ilgili kaygıların olmuştur belki, sonraki dönemlerde böyle bir kaygı taşıdın mı?
çocuklukta en sevdiğim şey şuydu; sevmek de değil aslında, hayata, doğan güne katlanamadığım için, okuldan geldiğimde hemen odama çekilir, elvis presley plağını pikaba koyar, kitaplarımı alır, başka bir dünyaya dalardım. bu dünya bana göre bir yer değil korkusunu da çok yaşardım. ve bu korkuyu yenmek için bir an önce büyümek isterdim. on altı, on yedi yaşına gelene kadar neredeyse yüz elli yıl yaşadım gibi gelirdi bana. o kadar korkunç yıllardı ki benim için. kendim olmaktan nefret ediyordum. yetişkinlerin arasında ciddiye alınmamaktan nefret ediyordum. en büyük istediğim on sekiz yaşına gelmekti. otuz yaş, benim için çok büyük bir yaştı. on sekiz yaşımda bu durumdan kurtulacağım, otuzumda da öleceğim diyordum…
-babanla ilgili bir durum herhalde bu.
evet, babamınki bana yeterli bir ömürmüş gibi geliyordu. otuzundan sonrasını düşünmediğim için oralarda kaldı duygularım. hatta otuzu bile bulamam diye düşünüyordum. şimdi kırk yaşına geldim. o zamanlardan beri kırk yaşına gelmiş bir adam ne yapar diye düşünmediğim için, garip bir şekilde o şarkıda söylediğim “büyümeyen adam sendromu bu, ama yaşlanıyorsunuz” dediğim kişi o. bir türlü büyüyemiyor, olgunlaşamıyorum. hala holden caulfield’ı okuyorum veya john fante’nin arturo bandini karakterini kendime çok yakın buluyorum. hep genç kahramanlar ilgimi çekti. gerçi gabriel g. marquez’in benim hüzünlü orospularım’daki doksan yaşındaki adamı da sevdim. zaten o adam da aslında on sekiz yaşında. demek ki büyümeyen adam sendromu daha büyük yaşlarda da oluyor. en azından yalnız değilim.
-gönülçelen ergen bir çocuğun kendiyle ve çevresiyle tanışma hikâyesini anlatsa da, bir takım ünlü suikastlere de yansımış. mesela john lennon’un katilinin elinde gönülçelen kitabının olması, reegan ve kennedy suikastçilerinin hayatlarında da bu kitabın rolü olduğunun iddia edilmesi... kitapta, sen de biliyorsun, suça yönlendirecek bir unsur yok. ancak bu kitaptaki en önemli vurgu masumiyet arayışı. john lennon’un katili bu duyguyla hareket etmiş olabilir gibi geliyor bana. beatles’ın dağılmasından, eskisi gibi popüler olmamasından john lennon’ı ve onun yoko onno ile ilişkisini sorumlu tutmuş olabilir. bir fanatiğin hayallerinin yıkılmasıyla ilgili bir çıkıştır belki de bu eylem. ne dersin?
kitabın sonundaydı galiba, “ siz siz olun kimseye bir şey anlatmayın” gibi bir söz vardı. gönülçelen çıktığında can yayınları’ndaki bütün gönülçelen’leri toplamıştım. her konserimden sonra o cümleyi okuyup bir tanesini seyircilere atıyordum. bilgim yoktu bu kitabın bazı suikastlara ilham malzemesi olduğundan. demek ki gönülçelen severler arasında terörizme yakın olanlar da varmış. benim ruhumda da terör esiyor bir bakıma. john lennon’un katili için söylediklerin doğru olabilir. ayrıca yoko’dan ben de hoşlanmam. peşinden gittiğin, sevdiğin birinin sana ihanetinin geri dönüşümüdür bu. ihanet bu tip yıkımlara neden olabiliyor.
-yıkım bir takım kırgınlıklar da yaratıyor. senin kırgınlıkların olmuştur mutlaka. ya da var mı kırgınlıkların?
hayır! herkesi bağışladım. kimseye kızgın değilim artık. ancak her şeye üzülür bir hale geldim. mesela hrant dink’e çok üzülüyorum. ama ogün samast’a da çok üzülüyorum. zavallı çocuk! televizyon haberlerinden kaçınıyorum. izlemek istemiyorum. majör ve minor depresyonlarım var. majör ruh halinde olduğumda, hüzünlü kitapları okuyamam, film izleyemem. her şeyden kaçarım o dönemlerde. diyelim ki orhan gazi’nin hayatını okuyorum; ya da cem sultan çok sevdiğim bir karakterdir, hüzünlü zamanlarımda onları da okuyamam.
-sallinger’in gönülçelen’in de bir gerçek arayışı da var. senin gönülçelen albümünün konseptine baktığımızda da, aynı gerçeklik arayışına rastlıyorum. sürekli sahte dünyalardan söz ediyorsun. özellikle doktor şarkısında, albüme adını veren parçada çok net hissediliyor bu. yine en güzel hikâyem, en çok sevdiğim, doruk noktası diyebileceğim bir albüm. orada da sahte vücutlardan, ilişkilerden söz ediyordun.
edebiyata dair bir takım göndermelerim hep var. mitolojiden, bazen tarihten yararlandığım oluyor. mesela bugün şarkısında jul sezar’a kadar gönderme var. duş şarkısı da erotik bir şarkı olarak algılandı ama asıl işaret ettiği o değildi. duş şarkısında ikarus’un balmumu kanatlarına, uçuşuna gönderme vardı. güneşe doğru uçmak ve kanatların erimesi… güneşe doğru ok atarsın ama gitmez. bu tip imgeleri, temaları, çağrışımları çok fazla kullandım şarkılarımda. evet, ilişkilerin sahteliğine de değindim. en güzel hikâyem albümünde, sırtı dönük bir kadın var. o başka türlü anlaşıldı. oysa ki sırtı dönük kız, imge olarak gerçek olmayan bir sevgiyi ifade ediyordu. o nedenle onu arkama koydum. önümde duran kız gerçek sevgiyi ifade ediyordu. ve ben o resimde gerçek sevgiye bakıyordum.
TEOMAN ALBÜMLER
TEOMAN - ALBÜMLER
--> Teoman
(1996)
1-Ne Ekmek Ne De Su
2-Papatya
3-Sessiz Eller
4-Vur Sen Beni
5-Hepsi Bir Ya Sonunda
6-Sen Benim Olmasanda
7-Mutlu Son
8-Yollar
9-Her Gün Aradıysam
10-Yarın Olmaz
11-Yazgı
12-Hiç Kimse Bilmez
-->O
(1998)
1-Sus Konuşma
2-O
3-Kardelen
4-Bazı Yalanlar
5-Bir Damla Gözyaşı
6-Yağmur
7-Gemiler
8-Kişisel Bir Şey
9-Dünya
10-Oğul
-->ONYEDİ
(2000)
1-Paramparça
2-17
3-Rüzgar Gülü
4-Uykusuz Her Gece
5-İki Yabancı
6-Gündüz Tarifesi
7-O Yaz
8-Yarından Bana Ne
9-Zamparanın Ölümü
10-Sürpriz
-->GÖNÜLÇELEN
(2001)
1-Gönülçelen
2-Anlıyorsun Değil Mi?
3-İstanbul'da Sonbahar
4-Doktor
5-İstasyon İnsanları
6-Mavi
7-Hayalperest
8-Soluk Soluğa
9-Zamparanın Ölümü (ikinci ve son bölüm)
10-Sevdim Seni Bir Kere
-->REMİXLER
(2002)
1-Rüzgar Gülü (Bumerang Mix)
2-Rüzgar Gülü (Bumerang Trance Mix)
3-Uykusuz Her Gece (Bumerang Dance Mix)
4-Uykusuz Her Gece (Bumerang Disco Mix)
5-Uykusuz Her Gece (Erol T. Club Mix)
6-İki Yabancı (Bumerang Çölde Çay Mix)
7-İki Yabancı (Erol T. Mix)
-->İSTANBUL'DA SONBAHAR REMİXLER
(2002)
1-2002 Mix
2-Bumerang Mix
3-Mertt Mix
4-Beterböcek Mix
5-Orjinal Mix
-->TEOMAN
(2003)
1-Motosikletli Kız
2-Senden Önce...
3-Kupa Kızı Sinek Valesi
4-Nefes Nefese
5-Kol Düğmeleri
6-Saat 3:00
7-Rapsodi İstanbul
8-Resimdeki Gözyaşları
9-Kıskançlık
10-Mektup
-->TEOMAN REMİXLER 1
(2003)
1-Resimdeki Gözyaşlaru (Radyo Mix)
2-Kupa Kızı Ve Sinek Valesi (Alternatif Mix)
3-Senden Önce Senden Sonra (Akustik Versiyon)
4-Kupa Kızı Ve Sinek Valesi (Radyo Mix)
5-Senden Önce Senden Sonra (Radyo Mix)
6-Resimdeki Gözyaşları (Retro Versiyon)
7-Kupa Kızı Ve Sinek Valesi (Akustik Versiyon)
8-Senden Önce Senden Sonra (Alternatif Mix)
-->EN GÜZEL HİKAYEM
(2004)
1-Güzel Bir Gün
2-Duş
3-Bugün
4-Gökdelenler
5-Ayna
6-İnsanlar
7-Parti
8-Tuzak
9-...Dedi Annem
10-En Güzel Hikayem
-->Best Of Teoman
(2004)
1-Paramparça
2-Sus Konuşma
3-İki Yabancı
4-İstanbul'da Sonbahar (Remix)
5-Uykusuz Her Gece
6-O
7-Gönülçelen
8-Onyedi
9-Gemiler
10-Anlıyorsun Değil Mi
11-Bazı Yalanlar
12-Hayalperest
13-Rüzgar Gülü (Bumerang Remix)
-->BALANS VE MANEVRA
(2005)
1-Ayna
2-Paramparça (Seslendiren :Müslüm Gürses)
3-Kadınım
4-Yolcu
5-Bazı Yalanlar (Seslendiren :Aylin Aslım)
6-Amore Kobra (Seslendiren :Savaş)
7-Rapsodi Zagor
8-Bonusblues
9-Ayna
10-Chachachablues
11-Volleyblues
12-İnsanlar
13-Timur Abi
14-Screwdriverblues
15-Ayna
16-Hayat
17-Değirmens
18-Bir Damla Gözyaşı (Seslendiren :Emre Altuğ)
19-Berrak Su
20-Ali Süslenir
21-Hiç Kimse Bilmez
22-Biubiublues (Seslendiren .Batu Mutlugil)
23-Gönülçelen (Seslendiren :Şebnem Ferah)
24-Üç Beş Kişi
25-Pişmanlık
26-Garibim Ali
27-Sessiz Eller
28-Balık
29-Pazupunk
30-En Güzel Hikayem
31-Kalbinde Nasılsa, Öyledir
32-Güzel Bir Gün
-->DUŞ REMİXLER
(2005)
1-Aggro Mix-Kıvanch K
2-Miracle Workz
3-Remix-Murat
4-Uncuoglu-Aytekin Kurt
5-Mumbojumbo
6-Remix Additional
7-Production By Ali
8-Sahin Bas&Muzo Berber
9-Arkın Allen Duş Remix
10-Gizli Cervus Mix
11-Duş House Mix-Dj Ulash
12-Duş Spacecake
13-Mix-Spacecake (Uğurcan Sezen&Kerem Uzun)
14-Hökenek Remix
-->RENKLİ RÜZYALAR OTELİ
(2006)
1-Dursun Dünya
2-Aşk Kırıntıları
3-Renkli Rüyalar Oteli
4-İki Çocuk
5-Kim
6-Tesadüfler
7-Unutamadım
8-Kelimeler
9-Çoktandır
10-Terlemeden Sevişenler
--<KONSER / TEOMAN-BÜLENT ORTAÇGİL
(2007)
1-Benimle Oynar Mısın
2-Mavi Kuş
3-Paramparça
4-Değirmenler
5-Sensiz Olmaz
6-İstasyon İnsanları
7-Eylül Akşamı
8-Sessiz Eller
9-Aşk Nereye Kadar
10-Rüzgar Gülü
11-Yüzünü Dökme Küçük Kız
12-Yollar
13-Yağmur
14-Zamparanın Ölümü-Bir Tek Sen Yalanı (Medley)
15-Olmalı mı Olmamalı mı
-->ROMANTİK
(2007)
1-Veda Busesi (Pamela)
2-Arkadaşımın Aşkısın (Teoman)
3-Sonbahar Rüzgarları (Teoman)
4-Artık Sevmeyeceğim (Pamela9
5-Romantik (Teoman)
6-Sensiz Saadet Neymiş (Pamela)
7-Seni Her Gördüğümde (Erkin Koray)
-->SÖZ MÜZİK TEOMAN
(2008)
1-Paramparça (Sezen Aksu)
2-Gönülçelen (Yalın)
3-Kim (Candan Erçetin)
4-Rüzgar Gülü (Yaşar)
5-İstanbul'da Sonbahar (Nil Karaibrahimgil)
6-Sürprüz (Emre Aydın)
7-Senden Önce Senden Sonra (İzel)
8-Güzel Bir Gün (Mirkelam)
9-Duş (İrem Candar)
10-İki Çocuk (Yavuz Bingöl)
11-Bugün (Kreş)
12-İstasyon İnsanları (Harun Tekin)
13-Kişisel Bir Şey (Rashit)
14-Gökdelenler (Hayko Cepkin)
-->İnsanlık Halleri
(2009)
1-Sevişirdik Bazen
2-Çoban Yıldızı
3-Galata'da Rıhtımda
4-Ruhun Sarışın
5-1 Kadın 1 Erkek
6-Fahişe
7-Gündüz Düşleri
8-Mavi Kuş İle Küçük Kız
9-Elveda
10-Yalnız Kalpler Sütunu
11-Uçurtmalar
-->RUHUN SARIŞIN
(2010)
1-Good Jewish Girl Versiyonu
2-Brazillian Hot Shower
3-5shootscount1 Mix
4-Good Jewish Girl in a Photo Shoot
5-Orjinal Versiyonu
-->AŞK VE GURUR
(2011)
1-Tek Başına Dans
2-İstanbul'da
3-Romantik
4-Bana Öyle Bakma
5-Bak Hayatına
6-Yıllar Sonra
7-Tesadüfen
8-Ölüm Işığa Uzanmış
9-Martılar
10-Sahilde Bir Sarhoş
-->AŞK VE GURUR REMİXLER
(2012)
1-İstanbul'da (Fred Falke Radio Edit Mix)
2-İstanbul'da (Orjinal Versiyon)
3-İstanbul'da (Audioknob Drum N Bass Mix
4-İstanbul'da (Fred Falke Club Mix)
5-İstanbul'da (İskender-Zafer Paydaş Mix)
6-İstanbul'da Audioknob Tech Mix)
7-Bana Öyle Bakma (Orjinal Versiyon)
8-Bana Öyle Bakma (Audioknob Edit Radio Mix)
9-Romantik (Orjinal Versiyon)
10-Romantik (Chew Fu ''Hopelesslly Romatik'' Fix
-->KONSERLER
(2012)
KONSER 1
1-Rüzgar Gülü
2-Paramparça
3-Güzel Bir Gün Ölmek İçin
4-İki Yabancı
5-Mavi
6-Duş
7-Senden Önce Senden Sonra
8-Renkli Rüyalar Oteli
9-Gönülçelen
10-Zamparanın Ölümü
KONSER 2
1-Sevdim Seni Bir Kere
2-Aşk Kırıntıları
3-Papatya
4-17
5-Bana Öyle Bakma
6-Kupa Kızı Ve Sinek Valesi
7-Ruhun Sarışın
8-Yağmur
PARAMPARÇA SENFONİ
1-Sessiz Eller (Enstrümental)
2-17
3-Güzel Bir Gün
4-İstasyon İnsanları
5-Mavi Kuş İle Küçük Kız
6-İki Yabancı
7-Sus Konuşma
8-Bir Damla Gözyaşı
9-Rüzgar Gülü
10-Paramparça
BÜLENT ORTAÇGİL-TEOMAN
1-Benimle Oynar Mısın
2-Mavi Kuş
3-Paramparça
4-Değirmenler
5-Sensiz Olmaz
6-İstasyon İnsanları
7-Eylül Akşamı
8-Sessiz Eller
9-Aşk Nereye Kadar
10-Rüzgar Gülü
11-Yüzünü Dökme Küçük Kız
12-Yollar
13-Zamparanın Ölümü-Bir Tek Sen
14-Yalanı Medley
15-Olmalı mı Olmamalı mı
Etiketler:
albümler,
teoman,
teoman albümler,
teoman hakkında
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)